Gayrimenkul sektöründe kentsel gelişim çoğu zaman yalnızca olumlu yönleriyle anlatılır. Yeni
yolların, konut projelerinin ve ticari yatırımların hem yaşam kalitesini hem de gayrimenkul
değerlerini artıracağı söylenir.
Bazen gerçekten de öyle olur.
Yeni kaldırımlar yapılır, toplu taşıma gelişir, okullar, sağlık merkezleri, mağazalar ve kamusal
alanlar günlük hayatı kolaylaştırır. Mahalle daha işlevsel hale gelir ve yaşam daha pratik olur.
Ancak her gelişmenin bir bedeli de vardır.
Yeni bir yol işe gidiş süresini kısaltabilir; aynı zamanda daha fazla trafik, gürültü ve hava kirliliği
getirebilir. Yüksek katlı bir proje bölgeyi canlandırabilir; fakat komşu binaların gün ışığını ve
manzarasını da kapatabilir. Daha yoğun yapılaşma yeni kafeler ve hizmetler anlamına gelirken,
aynı zamanda daha fazla araç, park sorunu ve kalabalık da yaratabilir.
İyi bir altyapı bile bulunduğu yere göre farklı sonuçlar doğurur.
Yürüme mesafesindeki bir okul birçok aile için önemli bir avantajdır.
Ancak yatak odanızın hemen altında bulunan okul bahçesi; çocuk sesleri, okul zilleri ve her
sabah ile öğleden sonra yoğun trafik anlamına gelir.
Mahalledeki küçük bir market günlük yaşamı kolaylaştırır.
Büyük bir alışveriş merkezi ise bütün mahallenin trafik düzenini değiştirebilir.
Bu yüzden asıl soru bir bölgenin gelişip gelişmeyeceği değildir.
Neredeyse bütün şehirler zaman içinde değişir.
Önemli olan, nasıl bir gelişmenin planlandığı ve bunun sizin yaşamak istediğiniz hayatla
uyumlu olup olmadığıdır.